System of a Down ve Ermeni diasporasının iletişim mücadelesi

System of a Down ve Ermeni diasporasının iletişim mücadelesi

1992 yılından 9 Kasım 2020 tarihine değin, Ermenistan işgalinde kalan Dağlık Karabağ bölgesi, Azerbaycan Ordusu’nun başarılı harekâtıyla Azerbaycan toprağına katıldı.

Rusya arabulucuğuyla imzalanan ateşkes anlaşması, Karabağ’ın önemli yerleşimlerini Azerbaycan kontrolüne verirken, Karabağ’ın statüsüne ilişkin herhangi bir ibarenin bulunmaması kimi soru işaretlerini doğurdu.

Öte yandan, ateşkes anlaşması Azerbaycan tarafında bir zafer, Ermenistan tarafındaysa, utanç verici bir yenilgi şeklinde algılandı. Azerbaycan, Türkiye, İsrail, Pakistan gibi devletlerin desteğini yanında hissederken, Ermenistan halkı uluslararası toplum ve özellikle Rusya tarafından yalnız bırakıldığını savunuyor.

Peki Ermenistan’ı tüm iddialarında gözü kapalı destekleyen, bu küçük ülkenin görünmeyen destekçisi ABD ve Fransa başta olmak üzere dünyanın dört bir yanında yaşayan Ermeni diasporası, ateşkesin ardından ne gibi bir rol aldı, neler yapmayı planlıyorlar.

SOAD ve kampanya çalışmaları

Ermeni diasporasının en güçlü olduğu ülkelerin başında ABD ve Fransa geliyor. ABD’nin güney yakasında özellikle Kaliforniya eyaletinde yerleşik yaşayan Ermeniler, gerek lobicilik faaliyetleri gerekse sanatçıları kullanarak mesajlarını ABD kamuoyuna ve buradan uluslararası topluma yayabiliyor. Ermeni asıllı müzisyenlerin oluşturduğu Alternatif Rock grubu System of a Down bilinen adıyla SOAD diasporanın sesinin dünyanın dört bir yanına ulaştırmada önemli bir rol üstleniyor. Gerek grup üyeleri arasında başlayan anlaşmazlıklar gerekse Rock müziğin dünya çapında düşüşe geçmesiyle yıllardır albüm çıkarmayan grup, Karabağ çatışmalarının başlamasıyla geçtiğimiz 8 Kasım günü yeni single’ları Genocidal Humanoidz (Soykırımcı İnsancıkları) ve Protect the Land (Toprağımızı Koruyun) adlı şarkılarını duyurdu. Uzun yıllardır müzik yapmayan grubun dünya çapındaki hayranları yeni şarkılarla gruba ve Ermenistan davasına desteklerini sunmaya başlarken, şarkılarda kullanılan, “Teröristler bizi topraklarımızdan çıkaramayacaklar. Biz şeytanları çağırmadık. Biz şeytanlardan kaçmadık. Bizleri görmüyor musunuz? Şeytanlarla savaşıyoruz” sözleri haklı bir savaş yürüten Azerbaycan Türklerini ‘şeytan ve terörist’ olarak niteledi.

 

Bu mesajlara karşı biz ne yapıyoruz? 

Dünyanın dört bir yanında müzisyen kitlesi olan SOAD ve uluslararası toplumun önemli bir çoğunluğunun desteğini almış diasporaya karşı Azerbaycan Türkleri ve Türkiye ne yapıyor? Ne yazık ki Azerbaycan Lideri İlham Aliyev’in zafer sonrası devlet televizyonuna verdiği demeç ağır ifadeler ve diasporanın kullanacağı yanlış mesajlar içeriyor. Devletin bu denli büyük bir PR hatası yapması, iletişimin ne kadar önemli olduğunu bir kez daha gözler önüne seriyor. “Ermenileri iti kovar gibi kovduk. Ne oldu Paşinyan?” ifadeleri çevirileriyle ABD televizyonlarında ve sosyal medyada paylaşım rekorları kırıyor. Politikanın tartışıldığı Reddit gibi platformlarda devlet ciddiyetinden uzak “Gülüş, ifade ve söylemler” Azerbaycan’ın haklı imajının yerle bir olmasına sebep oldu. Tarihi hatırlatmak isteyen kullanıcılar bile söylemin yarattığı ağırlığın altında eziliyorlar.

Doğru imaj her şeyi değiştirir

Ermeni diasporası, SOAD gibi enstrümanlarını kullanarak, haksız olduğu konumu, haklılık derecesinde düzeltmeyi hedefliyor. Bunun için gerekli argümanları kullanarak tarihi baştan yazmaya başladılar bile. Tüm röportajlarda, açıklamalarda ve bildirilerde rastlanan ortak ifade, “İnsani kriz, teröristler savaşıyor, siviller katledildi, yardıma muhtacız” şeklinde yer alıyor. Çatışmanın neden ve niçin sorularını akıllardan çıkartıp, olmayan olayları yalnızca imajlar ve kamu bekçileri sayesinde sürekli tekrar ederek gerçekmiş gibi servis ediyorlar. Karşılarında doğruyu söyleyen, anlatan bir mecra olmadığı için tekseslilikleri giderek artıyor.

Azerbaycan liderliğinin bu konuda yaptığı açıklamalar, sosyal medya paylaşımları ne yazık ki diasporanın elini oldukça kuvvetlendiriyor. Azerbaycan’ı haklı mücadelesinde uluslararası kamuoyu gözünde yalnızlaştırıyor.

İletişim çağında, bir kez daha haklıyken yanlış iletişimle haksız konumuna düşüyoruz.

Genç iletişimciler olarak sesleniyoruz; zararın neresinden dönsek kardır.